28 Mart 2017 Salı

Yarın'a veda..


''Yarın''a  giden her yol biraz eksik, biraz yarım! Var mı? Yok mu? muamma.. Lakin her daim ''yarın'' yapar, söyler ve yahut gider insan..
Erteler durur aslında hayatı, hep bir sonraya! O ''sonra'' gelir mi bilmeden.. Gelecekmiş gibi kendinden emin konuşur dil..

Ama hayat süprizleri sever.. İyi ya da kötü. Gelir alır seni senden! Yarın'a kalanları umursamadan.. Sonralar unutulur.. Herşey toz duman!

Var olmanın dışında, yok olmak diye birşey de var! Hiç düşünülmeyen, tıpkı kendi gibi ''yok'' sayılan. Ve belki de hayatın tek gerçeği, en acısından!

Hep bir veda, ''erken'' olanından..  Hiçbir zaman diliminde ''geç'' sayılmaz çünkü. Hayatın en katı, duygununsa en sıvı hali.. Üstelik anlaşılmaya da ihtiyacı yok.. Öyle eşsiz bir yalnızlık!


Kabullenilmekten öte bir hali yok gibi.. Sadece bir his, en derinimden!

Koca dünya güneş olsa ısıtamaz, öyle soğuk bir hava!

Daha da sorma!..


''Yarın'a ertelenemeyecek kadar küçük bir an, hayat.. Hiç bitmeyecek sandığımız!''


*Simla 28/03/2017


21 Aralık 2016 Çarşamba

Ölümü yakıştıramadığım..





Bir elin parmaklarını geçmez, en yakınım da yaşadığım ölüm acısı!
Birgün geleceğini pekala biliyor insan, ama hiç gelmeyecekmiş gibi yaşamayı seçiyor. En azından ben göz göre göre yokmuş gibi davrandım. Ve bana göre(!) en olmadık zamanda, belki de ''iyi olacağına'' dair umut biriktirdiğim bir zamanda kapımızı çaldığından bu kabullenememe hali.. -ki belki de bu kocaman bir bahane kendime uydurduğum! Ben her durumda yakıştıramazdım ki sana ölümü.... 

Sanki bir seyahattesin şimdi Canım Babam..
ve kapı çalacak!
Kapının ardında belirecek varlığın..
Sonrası iyilik güzellik.....
...
..
.
''Olur''du diyor; dilim de, gönlüm de..

Ve uyanıyor hayat, kalbimin tam ortasında dikiliyor sanki tüm gerçekliğiyle.. Tarifi olmayan bir acı bu. 


Koltuğunda oturmuyor oluşun.. Hatta evin içinde hiçbir yer de olmaman.. Hergün telefon da konuşuyor olmamıza rağmen bir gün dahi işten güçten biraz geç arasam, ''unuttun bizi'' diyerek sitem edişlerin.. İnsan herşeyini arıyor.. Özlüyor..

Dedim ya ben tüm olumsuzluklara rağmen ''iyi olacak'' diyordum içten içe.. Öyle inanmışım ki, şimdi boşluktan öte birşey yok içimde.. Ve ağlayamıyorum bile şu sıra, görünürde! Oysa içimde ki yağmur dinmek bilmiyor.....

Bir yanım ''yapacak birşey yok'' diyor.. Bir yanım ''kabullenmiyor''..

Çok şey düşünüyorum bu aralar.. Nedenlerle, acabalarla, ihtimallerle dolu her biri.. Düşünsen olmuyor, düşünmesen hiç olmuyor..

Sonu yok şimdilik.. Ama sanırım zamanla alışıyor insan, çok şahit oldum.

Bunu bilmek daha da acıtıyor içini insanın, o çok ayrı!




''10 Aralık 2016..'' 
Işıklar içinde uyu Canım Babam.

















* Simla 

3 Temmuz 2014 Perşembe

Ömürlük Misafir..














''O'' gelene dek, kalp hanene yazılan her hayat bir nefeslik..


      Alıştırmalı kalbi, her varlığın birgün yokluğa taşınabileceğine.. Seslerin arafta, renklerin çıplak kalabileceğine, aniden!

      
      ''Hiç hesapta yokken'' diye bitirmemek için dilinin ucunda sallanan cümleleri! -ki herşey ihtimal dahilindedir kalp evinde. ''Seni asla bırakıp gitmem'' dersin, lakin arkana bakmadan koşar adımlarla gidersin.. ''Seni hiç aldatmayacağım'' dersin, ve birgün başkasının gözlerinde bırakırsın sadakatini kimbilir.. ''Seni hep seveceğim'' dersin, ama... Yüreğin arı misali her çiçekten bal almaya hevesli belki de! Hayatta; ''hep'', 'hiç'' ve ''asla'' kadar nankör kelimeler yoktur, öğrenirsin.

       
       Çok şey söyler insan, düşünerek yahut düşünmeyerek.. Kimi zaman kalpten, kimi zaman laf olsun diye. Ve söylendiği an da uçar kimi sözcükler, uçurtma sanki! Oysa bazı cümleler hayat kadar ciddi; gülümseme sebebi, mutluluk kaynağı.. Kalbi kuş misali kanatlandırıp uçurabilir de, olduğu yere çivi gibi çakabilir de! Gökkuşağını hayatına taşıyabileceği gibi, günleri sonsuz geceye bulayabilir de.. 

       
       Öyle güzel.. Öyle tehlikeli.. Ve bir ihtiyaç! Çünkü duymak ister insan, her ne olursa olsun.. Sanırsın sözcükler bir dilek ağacı, bağlarsın tüm hayallerini peşi sıra.. Nihayetinde; durulur birgün kalp, su misali..

 
 De ki; misafir deyip geçme,
sen ''ömürlük'' olansın..
Gidişini maviye adar,
umutla beklerim seni.


* Simla 

27 Mart 2014 Perşembe

Sen..


Aşk'la düştüm hayata, sevgiyle can buldum.



Bir hayaldin önce sen,
''mutluluk'' koymuştum adını..
Hiç tanımadığım,
ismini bile bilmediğim birini
mutluluğa giden yol bildim içten içe..

Birgün gelip beni bulacağını bilerek,
belki de sana gelene dek kırılarak,
kırıldıkça büyüyerek..
Ama hep inanarak;
birgün çok mutlu olacağıma, beklediğim seninle..
Hep masallara inandım ki ben, mutlu sonla biten..
Ve mutluluk; çok sevmek ve çok sevilmek demekti.


Sonra seni tanıdım..
Belki de hayal kırıklığı olacaktın, -ki her başlangıç umutla yürür insanın içinde!
Zorlu bir yoldu bu aslında; haketmeyi gerektiren,
sevgi, saygı ve güvenin yanında sabırla süslenen..
Oysa azına inandırmışım kendimi;
mutluluğun doğasına aykırıymış son,
sonsuz mutluluğum seninle yazılmış benim.

 
Kalbimde ki dua,
gökyüzüne uçurduğum dileklerim..
hayallerim, seni çağırıyormuş meğer..
Şimdi evimde; kalbindeyim,
her gün huzura uyandığım gözlerinin içindeyim..
İyi ki'ler hiç bu kadar anlamlı ve bir o kadar anlamsız olmamıştı,
biz olana dek..:)


*Simla

15 Ağustos 2013 Perşembe

...















Her insanın içinde, masallara inanan bir çocuk yaşar.
Ve birgün öl(dürül)ür o çocuk,
kalbiyle..



*Simla

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Masum olmalıydı hayat..





Nankörüz, başka açıklaması yok. Her şeyi unutmaya hazır bünyemiz.

Haksızlık, yalnızlık, ayrılık ve ölüm. Hiçbirini sonsuza dek ilk gün ki gibi hissetmiyoruz.

Unutuyoruz farkında olmadan.

Doğamız bu.. Ve en kötüsü de anlaşılır bir durum bu yaşadığımız. Olması gereken bu çünkü..



Bazen kendimiz yaşıyoruz, bazense uzaktan izliyoruz. ‘’Başınız sağolsun’’ ya da ‘’Allah rahmet eylesin’’ cümlesinde asılı kalıyor üzüntümüz kimi zaman.. Bizim içimize düştüğünde ise ateş, hiçbir sözcük yetmiyor. Ve acının sahibi olmamız, unutmamıza engel olamıyor..



Çıkar uğruna insanlar ölüyor, normal karşılıyoruz. Her gün türlü türlü vahşeti film gibi izliyoruz ve hayatımıza dönmemiz sadece bir saniyemizi alıyor. Çünkü bize dokunan yok.

Çünkü bizim için her şey olağan, her şey normal seyrinde..



Ve insanız biz.

Bazen çok utanıyorum..

Bir yerler de, kim oldukları önemli değil, büyük acılar yaşıyor insanlar, ama elimizden bir şey gelmiyor.

Unutmak an meselesi.



Ama hiç kimse hak etmiyor böylesi çaresizliği, yalnızlığı.. Kimse kimseden üstün değil ki..

Bilmem, nasıl hesap vereceğiz!


*Simla